HERKES KENDİ RENGİNİ KENDİ AYNASINDA BULACAK.
Sitenin tüm hakları TÜRK MİLLETİ'ne aittir.
Please register to use  (devamı)

bu topluluğa katıl

(üyelik yönetici onayı ile)

Hoş Geldiniz..........buyrun Yürek Renginiz.. www.beyazrenkler.org@hotmail.com

TEMSİL EDENLE,EDİLENİN GERÇEK RENKLERİ Hoş Geldiniz..........buyrun Yürek Renginiz B Uluştuğunuz Yer Yüreğinizdeki Beyazrenkler E Ngüzel Duygulariyla Buluştunuz Paylaşmanin Y Ine Hep Yeniden Yenilenerek Gidiyorsunuz Sevgiye A şk Dönüyor,

DİLİN ANLATAMADIKLARINI ANLAT

topluluk fotoğrafları
  1. mini
  2. mini
  3. mini
  4. mini
  5. mini
  6. mini
  7. mini

karakalem şiir'ler rss kaynağı

neler demişler

Yazılmamış Mektuplar - İSKENDERUN - Sena ŞAHİN -wwww.beyazrenkler.org

İSKENDERUN
İskenderun'luyum ben... gidenler bilir... torosların uzantısını gördüğünüzde insanların kıyafetleri ve konuşmaları farklılaşır.. başka bir memlekete girdiğinizi sanarsınız...
bizim apartmana çıkarken hep bildiğim halde kapıların üzerindeki isimleri okumaktan hoşlanırım...
şahap amca'nın dairesi birinci kattadır... (aleviydi kendisi) tombul, uzun boyluydu... öldüğü gün yemek götürmüştüm evine... ve karısıyla birlikte ağlamıştım... çocuktum o zamanlar... hala o günü ve üzüntümü hatırlarım.. ki bu gün kırkıma bir var...

ikinci katta hikmet amca oturur.... (süryanidir kendisi) çocuklarım olduğunda oyuncak alarak tebriğe gelmişti... fazla vergi iade fişlerini anneme verirdi... büyük bir iyilik yapmanın hazzıyla ve sanki sır saklarmış gibi getiridi anneme fişleri... 'hocanım... ' der uzatırdı gülümseyerek...

onun üstünde biz varız... sunni müslüman... beş vakit namazlı, tesettürlü insanlar...
bizim üstümüzde can amca var... can atikoğlu... annesi kıbrıs rumlarından... babası suriye hıristiyanlarından... evlerine girerken ayakkabılarımı çıkartmamam için ısrar ederlerdi.. kendileri de ayakkabıyla dolaşırlardı evde.... ve genç kızken bile her gittiğimde hanımı kahve yapardı bana... ben de adam yerine konulmanın hoşnutluğuyla yudumlardım lezzetli, acı ve bol köpüklü siyah kahveyi....

onların üstünde de david amca ve karısı (sanırım adı mata idi) otururlardı... onlar da israil kurulduğunda evlerini satıp israil'e göçmüşlerdi destek olmak için... onlar bizimle pek ilişki kurmazlardı... yani hiçbir komşuyla... ama asla rahatsız da etmezlerdi... her karara mutabık olurlardı... ve bilirdim ki eğer bir gün zor durumda kalırsam onların kapısını çalabilirim....

güzeldir benim memleketim... biz farklıydık... ve birbirimizi severdik... gerçekten severdik... yanlış anlamayın... bu katlanmak zorunluluğundan doğan bir sevgi değildir... yaşayanlar bilir... farklılıklarımızı severdik....
lisede en yakın arkadaşım jaklin'di... jaklin benim kadar uzun ama çok zayıf bir kızdı... bir gün yağmur yağarken liseden çıktık ve jaklin'le birlikte koşmaya başladık.. ben O'na 'sen niye koşuyorsun ki jaklin? yağmur damlalarının sana isabet etmesi çok küçük bir ihtimal' demiştim... o kadar zayıftı.. eheheheh... ve bir gün yine kapının önünde bizi tartmak isteyen çocuğa 'git şuradan, şimdi ibre oynamayacak rezil olacağım' demişti ve çok gülmüştük...
ben bu memleketin insanıyım... belki bu havayı teneffüs ederek büyüdüğüm için, belki inancımın kazandırdığı bir hoşgörü bilemem severim insanları...

farklı insanları merak ederim... kimseye benim gibi düşüneceksin diye dayatmam.. bu çok ayıptır bizim orada... en başta dinimdeki 'la ikrahe fi'din' hükmü sebebiyle herkesi olduğu gibi kabul etmek şiarımdır...
aynı hoşgörüyü görmek isterim diğer insanlardan... görmediğim zaman sanki bu apartman başıma yıkılır...
sanırım ki hikmet amca çocuklara getirdiği oyuncakları öfkeyle elimden çekip alıyor... sanırım ki şahap amca mezarından kalkıp getirdiğim yemeği 'sen müslümansın! ' diyerek başımdan aşağıya döküyor... sanırım ki david amca beni arkamdan vuruyor... sanırım ki can amca bana ikram ettiği kahvenin içine meğer siyanür koymuş....
yapmayın, neye inanıyorsanız onun aşkına yapmayın... beni sevin... ben müslümanım... ve sizi Allah yarattığı için seviyorum... ben yaratılmışı Yaratan'dan ötürü seven bir kültürün çocuğuyum.... kavga ettiğim çocuğa attığım dayağın aynını annemden 'onlar azınlık.. daha dikkat etmelisin' diye yemişim ben... ve şehitleri askerleri BEN doğururum.... kınalarım askere yollarken... VATAN'IMA KURBAN OLSUN diye... ona vatan sevgisini ben öğrettim... vatana ihanet eden bir evladı da reddederim... çünkü ben müslümanım.... kurban ettiğim evladı düşman ilan etmeyin müslüman diye.... düşman olarak gördüğünüz elin nereden uzandığına dikkat edin...

SEVGİLER HEPİNİZE....
http://www.beyazrenkler.org/forum/showthread.php? p=35365#post35365

beyazrenklerorg   19 Ekim 2008 22:26  

Kıblesiz Yolcu..Karakalem Şiirler..Engin Demirci www.beyazrenkler.org/
Kıblesiz Yolcu

İşte kanayan kalbim işte ramazan
işte kur'an ses ver nefsine ehl-i imansın nurlu sabaha,
sende kokla şühedayı nuhun tufanında
manası sende imanından tat.
Uyanıp iyice hatırla taptığin bir ilahla erişirsen felaha.
Çağrışımlar aşkın dokusunda saklıdır.
Anmalar çelenkleşir dualarla.

Sahur vaktini bekleyen aşktadır.
Şafağa inat semaların zıkri duyulmayan bülbül sesidir.
Karakalemle yazılan anıların zamansız koşuşmasına benzer aşk.
Ramazan davulcusunun sahura mühürlenen aşkını kıskanır haneler.
Cadde boylu sokak yüzlü evlerin yandıkça ışıkları minarelerin kıskanır mahyaları.
Güneş sevgilisine dònüyor gece aç eski aşklara.
Nerde sorgusuz dualar sabaha dün var aşkta
Gelecek duasına şahit.
Aşkın dansına rastgele harfler dönüyor.
Maharetli aşkı anlatmak için karakalem şiirler
Öyle aşk dolu ki kelimeler.

Kendini aşkla duaya ifade etmek için dönüyor.
Sema ediyor gönül vererek şiir.
Hayalimi rastgele anlattım dualarla.
Rengarenk harfler. İdrak etmeye başliyor hikayeler.
Hissettim kendini olduğu gibi özgürçe gelgitlerle koyverdi ihtisamınla.
Ölüm değil yavaş yavaş varoluş.
Varoluşun içinde ağir yükùnü aşkı anlatıyorum.
Boyut değişiyor yabancılasma vaad eder bır cisim..
Rüyalarımda burası aşıkların kabesidir.
İmkansıza yakındır şairlerin dizeleri.
Tanıdık olan alışık olduğumuz şeydir.
Hayat çürüte çürüte aklıma küçük çalımlardır.

Mezarını derin kaz düş ve mizahla soğuk soğuk.
Ubudiyetteyse ihsanım estağfirullahım daimde.
Besmelemin vecdinde muhsin.
Çarem felahta feleğini arıyor.
Medetim sahur zamanındaki aşka ram.
Ehli divanda kebir az yiyor az uyuyor.

Ehli zatim rucuda tasavvufun gerçek dostluğuna muhtaç.
Vefasına dost acı söylüyor gafletime.
Merheba kardeşim dostluk elveda
. Çok derindir şüpheler gayb insanda.
Gelgıtler duygusal eylemde.
Mazur görünen tövbeler kapıda bir girersem sadakat zerresinde.
Sineye çekeceğim iradenın terbiyesini.
Hiç itiraz etmeyeceğim kafam karışsada zihnime irşadım.
Hoş geldin hasta ruhumuza ey ramazan.

Es salatu es salamun aleyke ya rasullullah la ilahe hu
Harfler hüznüyle yarattı karakalem şiirleri.
Ölümsüzlüğe kavuşan kelimelerle harmanlandı sözcükler.
Mana içinde özgürler iç içe geçmiş sevgiler.
Saygılı eşit bir soluk zamanda.

Bir ortak bakışma sessizlık kulesinde zerdüşt ölüm sessizliği.
Anlamlayan bu sessızlik semai ruhun kurtuluş.
Sarıldığım dualar yolculuğunda kodları.
Beni hayal etmeye çalışan karakalem yüzüme baktı.
Ölü seslidir konuşur insanın ruhunda.
Çığlık çığlığa uzaklaşan ayak seslerı harflerin.
Mirasım kadim gecmişim kaderden kaçış yok.
Ruhuma üfler işareti ölü olanlar.

Yolu açık olsun kırıldığım duyarsızlığın.
Güzel bir şey aynı kare de buluşuyor ruhumuz.
Burada yada başka bir yerde ev sahipliğim

Engin Demirci...y.ed..23:42..

http://www.beyazrenkler.org/forum/showthread.php?t=8759

beyazrenklerorg   23 Eylül 2008 02:31  

Karakalem şiir'ler.... Vecd hallerim... Engin Demirci www.beyazrenkler.org
--------------------------------------------------------------------------------

Zamansız terkler dayanılmaz.
Sana inat haykırışım. Karar ver artık derken harflere.
Yolun açık olsun çıkıyor hecelerde.
Adı ayrılık olan sözcüklerde.
Gizli özne bana seni gerek seni çıkıyor.
Çağ sıfatı sevgilerde kırdım kadehi.
Bir ömre bedel olan ak gelinin ıkı yüreği.
Geleceğim benım olacaksın bir umut bir kadın.
Kıyamadıklarım sev beninde.

Kim bilir bir gecelık uykuda bırakılanları.
Haziranda hazan temmuzda ölüm.
Eylül anılar ayı. Ekim aşk çemberi.
Kasımda sevda ue düş.
Aralıkta dudaklarında soluğu arıyorum.
Ocakta kahroluyorum kar yağıyor üşüyor narin tenin.
Şubatta seni tekrar tekrar seviyorum.
Martta sen uyu sevgilim.
Nisan zor geliyor.
Mayısı anlatabilsem doyamam sana

Doyamam sana anlatabilsem çaresizliğimı.
Bir gün mutlaka geleceksin.
Hayal bu ya sevgililierin düşlerinde.
Sessiz gecede adın aşk.
Sensızlıği içiyorum dıvanece.
Çok uzaklarda gurbet kuşu.
Gel sevgilim gel diye kanat çırpıyor dualarda.
Deniz gözlüm vurgun sevdalı hayat olsamda yetmez.
Çık git artık yüreğimden.
Son nefeste belkı gelirsin.
Bitmiyor duygular artık yoksun.
Bir aşk karanlık besmeleme.
Özgürce işte bir aşk daha felek katını arıyor.
Deli yùrek buldu ışıkta imkansız aşkını.
Sen mutlu ol kara sevda ben severım.
Melek yüzlümü yeniden yaratmak için ararım peygamber asasını.
Yazgımdır yusufun kuyusu.
Yaşanmaya değer duygular.
Sevgi bahçesinede aşk olsun.
Gel artık besmelem nerdesin

Ben geldim gülümse gece dualarıma.
Hasret huzur gelecek sen gülümse.
Sızılasın sen dolu yüreğim.
Özlemler gitmelere yetmiyor.
İsa mı inecek savruluyorum feleklerde.
Unutma sonbaharı bende unutamıyorum.
Aşkım uzakta yalan değil. Sonsuz sevgide yalnızlığım.
Sensizlik bu belki sen geleceksin.
Sen yoksun ya mutluluğun eşi zaman.
Seni gördüm sen gittin ya.
Varlığında yaşamakta unutturmuyor ellerım.
Aşkın büyüsünde öksüzüm.
Ben baharı yarım yaşarım.
Yaprak dökümüm temmuzda olur.
Şubat akşamlarındadır kırk üçler.
Bırakın bari şiirlerim yaşasın.
Biçare sevgisiz düşsüz hayat.
Dualarım hep kış değildi.
Zikrim alışamadıklarıma değil.
benimde aşkım var sızladıkça doyumsuz

Karşılıksız sevgisin aşka.
Tutunamadıklarımızda aradıklarımız
sevgide olmaktan korktuğumuz doğrularımızla.
Veda edemediklerimiz gözyaşlarındaki herşeyimiz.
Armağanlarımız hasret kalan son sözlerimiz sadakate.
Onurumuz kerem diyarlarında çağlıyor.
Yelken açtıklarımız nasip.

Hala çaylağız insan olmaya.
Altın ellerimiz doyuma ulaştırmalı geçe yarıları.
Hasta olan yalnızlıklara kanayan yaralara.
Mahsun bildiğimiz parklarda sallanıyor.
Bölüm bölüm kapılarımız.
Dışa vuramayız kamptaki yıldızlaşmış saraylarımız.
Konaklarımız müzeleşiyor zirvelerinde beyzadelerimiz.
Kristalleşen zeki bebek yanlarımızdaki çarşılarımizdayız.
Alışverişlerimiz duasız modada vizyon arıyoruz

Karakalem şiirler.
İşaret fişeğiyle beste yapmayacak kelimeler.
İsyan eğitiyor aslında köleydi harfler o kadına.
Başkaldırmam ayaklanmamı kılıçtan geçirdi dualar.
Sonsuzluk olarak yanıtlayacaktı aynı soruyu öteler.
Pek açıklanmayacak bir durum.
Ruhumda doğması rastlantı mı?
Öç hareketim ateşe verilmiş.
Şeytana inat ölümsüzlüğe sahip dualar.
İnsanın kim olduğuna uzanan yolun başlangıcıdır.
İki rolü olanlardanda olamadım.
Yasak olan sevgiye pir'mi insan.
Tapınaklar satın alınmış yalnızlıklara.
Çok renkli köle erkek, kadın boyanmaları zorunlu bir hayat
Dayanışma gücü bitmiş rehberlik eden hafakanlara inat.
Sevgiye sadakatim kuşkulanmışta olsa duygular bir kişilk

Gördüklerim yaşadıklarım satırlara yansıyor salık vererek gözyaşlarımla.
Ben yada kalkan ilk tren.
Puslu havasında yağmurun sesinden.
Uzak köşelerim çıkmaz sokaklarından fışkırıyorum.
Büyük bir yaşam tutkusuna dönüştüren bir sır.
Gene de ben adımın ilk kişisiyim.
Günün gecesini anımsıyorum.
Bitap düştüm sözlere yansımam cesur.
İçimde gözünü yorar kelimelerın kırıntılı heyecan müddet zorunlu sözdizimim. Geç olmadan tesadüfler kastlerinde kanaatlerim.
Duru ve basit yaşamım.
Bir çift söz özüne vecdin besmelesinde.
Methiye en özgür adam acizliğimi küçümsüyor.
Perdeleri açmak iltifat etmekte yalnızlığa hiçlikle.
Bu söz şafakta bize sesleniyor.
Bilmez ruhum yorulmuş
Özümden karakalem şiir'lerim vecdimdeki sözüm besmelemem
Nerdesin ey ölüm..

Emellerinde sevgiye eşkiya olanların öğretisidir aşk.
Şahsiyatlarla bağımsızlığı savunuyos işgalci duygular.
Tevhid gayreti son nefesin tartışması.
Erbabı hiyanetler cesaretini artırarak şevkini kırıyor
mütareke edilemeyen duaların.
Sancılı dönemler değişen tanımların.
Nerede başladı nerede bitiyor gurur.
Son derece titiz tekerrür eden hisseler can cekişen eşkıyalığım.
Haydutlar tarif ediliyor sevgide.
Hiç sönmedi yakıp gittiğin m.
Vecd hallerim sınırına doğru bir yolda verdiği sözden caymadan.
Yaşamı kucaklayan şiirlerim bilgisizliğinde
bir duygu vecde doğru sürüklemekte.
tekabül an'a demir aldı kalbimden gelen duaların melodileri.
Bismillah kalbime saklananda

y.e.d...engin demirci...07.08.2008...22:35
http://www.beyazrenkler.org/forum/showthread.php?t=7697

beyazrenklerorg   08 Eylül 2008 18:00  

kime aşık oluruz? bedene mi aşık oluruz, yoksa bedene can veren kimliğe mi?

--------------------------------------------------------------------------------

aşka dair söyleyeceklerimiz çok farklı olabilir: "sonsuzluğa
ulaşma çabası içinde umudunu sürekli kılma biçimimdir, aşk"
diyebileceğimiz gibi, "kendi varlığımı bir başkası
aracılığıyla farkedişimi sürekli kılma çabasıdır, aşk" da
diyebiliriz. her ne kadar aşk'a yüklediğimiz anlamlardan ayrı
olmasa da, ben merceği aşık olduğumuz kişiler üzerine çevirmek
istiyorum:

aşık olduğumuz kişide aşık olduğumuz nedir, erkek mi erkeksilik
mi? kadın mı, kadınsılık mı? bu arada bir soru daha sormanın
gerektiği kanısındayım: erkek ile erkeksilik ne kadar
ayrıştırılabilir? erkek bedenini erkek kılan aslında bedene can
veren kimlik değil midir? düşünelim bir, salt bedene aşık
olmanın genelleştirilebilecek bir tarafı var mıdır?
(bazılarınızın, insan davranışlarının pozitif bilimlerdeki gibi
genelleştirilip sınıflandırılamayacağını söylediğini
duyuyorum. temennimiz, bunun yapılamaması olmalı, ama bugün
-toplumun egemenler üzerine kurulduğu, toplumsal olanın bireyi
aşıp onu belirlediği bir yaşantıda- özgün olmanın sınırları
yok mu?)

görünüşte erkek ve kadın bedeni arasında cinsel organlar
dışında tipik denebilecek ayrımlar var mıdır? bazı erkeklerin
göğüsleri, bazı kadınların göğüslerinden daha büyüktür;
bazı erkeklerin kalçaları, bazı kadınların kalçalarından daha
dolgun ve yuvarlaktır; bazı erkekler kösedir; bazı kadınların kol
ve bacak kasları bazı erkeklerinkinden daha güçlü ve şişkindir;
bazı erkeklerin saçları, baz kadınlarınkinden daha uzundur; bazı
kadınların saçları, bazı erkeklerin saçlarından daha kısadır;
bazı kadınların omuzları, bazı erkeklerin omuzlarından daha
geniştir; bazı kadınların kalçaları, bazı erkeklerin
kalçalarından daha dardır; bazı kadınların boyu, bazı erkeklerin
boyundan daha uzundur; bazı erkeklerin sesi, bazı kadınların
sesinden daha incedir. geriye ne kaldı? (bedenlerin görünüşünden
değil de, iç organlardan bahsetmeye kalkışırsak, doktorlardan
aşık olmalarını beklemek haksızlık olurdu.)

kadın bedenindeki o büyük farklılık, doğurma yetisi, aşık
olunacak bedeni seçerken önemlidir denebilir. kurulan mantık
sürdürülürse, çocuk doğuramayan kadınları seçen erkeklerin,
erkek bedenine meyilli oldukları söylenemez mi? (abarttığımı
düşünüyorsunuz büyük olasılıkla.) yoksa bedenin doğurma yetisi
değil de, doğurganlığın uyandırdıkları mıdır kadın bedenini
çekici kılan?

bana öyle geliyor ki, o anatomi ya da biyoloji kitaplarında olduğu
gibi, ya da mankenlerdeki gibi (kaldı ki, onlarda bile bu
"mükemmellik" bazı makyaj hileleriyle sağlanıyormuş ) 90-60-90
ölçülerindeki kadın, "gri, çelik bakışlı, geniş omuzlu"
erkek öyle çok da yaygın değil; bu tiplemeler kadınların ve
erkeklerin prototipleri olamazlar.

evet, bedenlerin bu prototipleştirilme çabaları erkeklik ve
kadınlık ideolojilerinin bedene yansımasıdır. peki -soruyu bir kez
daha soruyorum- cinsel eşimizi seçimimiz bu ideolojilerden
bağımsız olabilir mi?

aşık olduğumuz salt beden değilse, çoğumuzun karşı cinse aşık
olmasının nedeni nedir? geriye kalan bedene can veren kimlikler
değil midir? peki, eğer kimliklere aşık oluyorsak, doğumumuzdan
başlayarak kimliğimiz bedenimizin üstüne oturtularak, erkek ya da
kadın diye brlirlenmiyor mu? biz bu kutuplaşmanın diğer
tarafındakine aşık olmak üzere yetiştirilmiyor muyuz?

ton farklılıklarıyla hepimizin iki taraftan birinde yerimiz var gibi
görünüyor. feministler, kendilerine dayatılan kadın kimliğini
reddedip başka birşey olmaya çabalarken -ve aynı zamanda varolan
erkek kimliğini de reddederken- gidip yine erkeklere, yani
erkeksiliğe aşık oluyorlar. paradoks yok mu sizce?

bu çıkarımdan, hemcinslerimize aşık olmanın çelişkisizliği
sonucuna ulaşıyoruz gibi görünüyor. eğer iki kutup varsa,
lezbiyen ya da gay olarak da erkeksiliğe ya da kadınsılığa aşık
olmuyor muyuz, yine de? bana öyle geliyor ki, heteroseksüelliğimiz
kadar homoseksüelliğimiz de sorgulanmalı. homoseksüel olmak
kadınlık ve erkeklik ideolojilerinden bağımsız olmak anlamına
gelmiyor kanımca.

peki istediğimiz kadın ve erkeğin farklılıklarını yok etmek mi;
yoksa yeni erkek ve kadın kimlikleri yaratmak mı? yeni de olsa,
belirlenmiş birtek erkek ve kadın kimliği yaratmak, yukarıda
tartışmaya çalıştıklarımızla çelişmiyor mu?

(yazarı bilinmiyor neden mi? yazarsız garip olur o zaman hayat )
http://www.beyazrenkler.org/forum/showthread.php?t=6691

beyazrenklerorg   27 Ağustos 2008 10:24  

Yaşasın duygularımız var!

İnsanların duygu türleri onlarca alt kollara ayrılsa da biz, araştırmaların tesbit ettiği tüm insanlarda ortak temel duygular üzerinde duracağız. Aşağıda bu temel duyguları canlandırabilmeniz için birer alıştırma verilmiştir. Ayrıca size hayatınızın belli kesitlerinde yaşadığınız, mutluluk, heyecan, şevk ve özgüven gibi olumlu duygularınızı bulduğunuz her fırsatta canlandırma denemesi yapmanızı öneriyoruz.

Ödev: Duygusal canlandırmanın gerçekleşme biçimi duyusal canlandırmaya dayanır: "Sevgiyi canlandırıyorum" diyerek yapacağınız telkinlerle yeterince başarılı olamazsınız. Duygularınız duyularınıza dayanır. Yani size belli bir duyguyu yaşatan olayın tüm görüntülerini, seslerini, kokularını vs canlandırmalısınız. Bunun elbette bir duyusal dizini vardır.

Faydası

Duygusal canlandırma mükemmel hafızanın çok önemli bir aracıdır. Bir olayda yaşadığınız güçlü sevinç size o olayın ne olduğunu çok kolay hatırlatır. Bunun nedeni şudur: İnsanlar önce duyguları hatırlarlar. Trafik kazası geçirmişseniz önce korktuğunuzu hatırlarınız. Ardından o korkuya bağlanan tüm bilgileri birer birer hatırlamaya başlarsınız. Çünkü tüm duyusal bilgiler duyguda odaklanırlar. Diğer bir deyimle duygular soyut olgulardır ve onları duyularımız üretirler. Çok az duygu vardır ki somut duyulara dayanmazlar. Ama "latifeler" olarak tanımlayabileceğimiz bu tür duyuları ruhsal duyarlılıkları gelişmiş olanlar yaşayabilirler. Bu arada transa geçildiğinde yaşanan duygular da tamamen ruhsal bir kimliğe bürünür. Bunun dışında "Cennet gibi görmediğimiz olguların üreteceği duygular" cennetin güzelliklerinin dünyadaki cisimlere benzetilmesiyle hissedilebilir.

Dikkat edelim

Duygusal canlandırma liderlik ve başarı yolunda çok önemlidir.

Zira tüm davranışlarımızı birinci düzeyde duygularımız, ikinci düzeyde düşüncelerimiz yönetir. Eğer gençseniz tutumlarınızı neredeyse tamamen duygularınız yönetmektedir. Güçlü irade ve mükemmel başarıların arkasında kesin bir duygu hakimiyeti vardır. Sıradan insanlar moralleri uygun olduğunda çalışabilirler; ama pr(edep yahu)(edep yahu)esyonel insanlar her zaman çalışabilirler. Çünkü onlar duygularına hakim olmayı öğrendiklerinden her zaman, en zor şartlarda bile morallerini yüksek tutmayı başarabilirler. Hayatta sıradan olmak değil de büyük başarılar elde etmek isteyenlerin önemli çıkış yolu duygu hakimiyetini öğrenmeleridir.

Şefkat duygunuzu geliştirin

Ve yöneltilen nesne ve ortam: Savaş sırasında Saraybosna’da bir eve sığındınız. Ailesinin Sırplar tarafından öldürüldüğünden habersiz şaşkın iki yaşında bir çocuk görüyorsunuz. Çocuk karların üzerinde sokakta dolaşarak annesini arıyor.

İç Konuşmalarınız: "Yavrucuk, zavallıcık, Ne kadar güzel başın var. Gözlerin, burnun küçücük. Daha da yürüyemiyor. Bana ne kadar tatlı bakıyor. Aman Allah’ım ayakları da çıplak. Anneciğin yok. Yavrucuğum üşüyorsun sen, titriyorsun. Gözlerinden yaşlar akmış, ne kadar da çok ağlamışsın. Seni çok seviyorum.

Sevgi duygunuzu geliştirin
Yöneltilen nesne veya ortam: Karşınızda konuşmanızı dinleyen insanlara hitap ediyorsunuz.

İç Konuşmalarınız: Bu insanlar kahraman, beni çok sevdikleri için buradalar. Hepsi iyi niyetli,benden bir şeyler öğrenmek istiyorlar. Beni sevgiyle alkışlıyorlar. Onlar dostlarım. Hasta olsam beni ziyarete koşarlar. Onları seviyorum.

Heyecan duygunuzu geliştirin

Yöneltilen nesne veya ortam: Üniversite sınavında birinci oldunuz ve TV’de canlı yayına çıkmak üzeresiniz.

İç Konuşmalarınız: Birinci oldum. Çok heyecanlıyım. 65 milyonun karşısına çıkmak üzereyim. Biraz sonra beni görecekler. Başardım. Bu benim sırım, Bunu bana soracaklar. Çok heyecanlıyım. Kameralar üzerimde. Kalbim ağzıma gelecek. Aman şu ışıklar...

Özgüven duygunuzu geliştirin

Yöneltilen nesne veya ortam: Avrupa atletizm şampiyonasındasınız. 100 metre koşu yarışmasını kazanacağınızdan eminsiniz.
İç Konuşmalarınız: Yıllardır koşuyorum. Şimdiye kadar bu yarışı hep kazandım. Bütün gücümle ayaktayım. Bu sefer rekor kıracağım. Rakiplerim zayıf. Bunları çok kolay geçerim. Koşuyorum. En öndeyim. Herkes arkada. Başarıyorum.
Tuzlu kahve ve aşk

Müstakbel hanımına bir toplantıda rastlamıştı.. Harika bir rastlantıydı. Toplantının sonunda arkadaşlarıyla birlikte kahve içmeye gittiler. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı...
"Ben artık gideyim" demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı...
"Bana biraz tuz getirir misiniz" dedi.. "Kahveme koymak için.."
Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı... Kahveye tuz!.. Delikanlı kıpkırmızı oldu utançta, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı. Kız, merakla "Garip bir ağız tadınız var" dedi..

Delikanlı anlattı:"Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum. . Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar... Onları ve evimi öyle özlüyorum ki.."

Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının... Kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri... Ev duyusu olan biri... Kız da konuşmaya başladı... Onun da evi uzaklardaydı.. Çocukluğu gibi... O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu... Tatlı ve sıcak...

Her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine, içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu... Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü...
Gıpta duygunuzu geliştirin Yöneltilen nesne veya ortam: Çok güçlü bir konuşmacı olan ve binlerce insanın kendisini dinlediği ülkenin en zengin adamının seminerindesiniz.

İç Konuşmalarınız: Ülkenin en zengin adamı, kürsüde. Heyecanla konuşuyor. Hepimiz kulaklarımızı açtık onu dinliyoruz. Devamlı alkışlıyorlar. Bravo sesleri.. Bu adam milyarlar kazanıyormuş. Burada gelen herkeste bilet parası olarak 100 milyon vermiş. Hayret. Şu adama bak. Ben de yapabilirim. Aslında onun gibi olabilirim. Sanki onun gibi ben konuşuyorum orada.

Ben de yapabilirim. Sende yapabilirsin

beyazrenklerorg   25 Ağustos 2008 14:45  

Hoş Geldiniz..........buyrun Yürek Renginiz
B Uluştuğunuz Yer Yüreğinizdeki Beyazrenkler
E Ngüzel Duygulariyla Buluştunuz Paylaşmanin
Y Ine Hep Yeniden Yenilenerek Gidiyorsunuz Sevgiye
A şk Dönüyor, Dünya Dönüyorsa Kimse çalamaz Artik
Z ahmetsiz Buluştunuz Neşe Kattiniz Hislerinize
R Uhunuz Konuştu Duygularinizla Köşemizde
E Ngüzel Tonlarinda Beyazrenklerin
N Eler Istiyorsa Buluştuğunuz Içinizdeki Dost
K Ollari Semada, Avuçlari Aç Kalsin Duygularin
L Al Olmasin Birakin Aksin Duygularin Renkleri
E Nginliğine Dalsin Paylaşimlariniz
R Engini Siz Seçtiniz, Paylaşima Beyazrenginizi Kattiniz.

beyazrenklerorg   25 Ağustos 2008 13:35  

kapının önündeydi dün
dönüş yine odalarımıza
bir bardak su dökmek için masaya
yada yine uykuya
güzellikleri sınırlayan rüyaya
kapıyı çalmak üzere şehir
neden şehir geceydin
oysa ben gündüzleri geliyorum evime
ev terk edilmişti
şimdi dışa çıkmak zamanı
hadi enginliğinde zamanın
bir şeyler yazmalı kapının üstüne asmalı
buldum seni anlatan kelimeleri
DİKKAT! KIRILACAK EŞYA!
hava karardı vakit ikindin
eski mahallelerine inmeli bu şehrin
artık seçebiliyorum insanları
iki gün önce yazmıştım düne mektubumu
sesin sessizlikte
sen beklersin
ismine gizledim dualarımıda
sakın ha! posta kutusuna bakma
yine yırtmışlardır
sana yazılmayan mektuplarımı..
y.e.d..Engin Demirci

beyazrenklerorg   25 Ağustos 2008 13:34  
 

son cevherler

topluluğa son katılanlar

  1. ninoo
  2. beyazrenklerorg

tümü »
rapor et bu topluluğun kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.